İş Hayatında Kaygı Katlanılmaz Hale Geldiğinde

Belki hayatınızın her anında kaygılı birisiniz. Belki de Covid-19 bu durumu zirveye çıkardı ya da sizin kaygı sorununuz yok ancak birlikte çalıştığınız kişilerin var.

Kaygıyı günlük bazda yönetmeye alışık olsanız dahi kaygının ne zaman sorun oluşturacağını bilemezseniz. Klinik psikolog ve How to Be Yourself: Quiet Your Inner Critic and Rise Above

Social Anxiety kitabının yazarı Dr. Ellen Hendriksen’e kaygıdan gerçekten etkilenmeye dair uyarı sinyallerini sorduk…

Dr. Hendriksen, artan kaygıyla başa çıkmak için insanilik ve şefkatin önemini vurguladı. İş yerinde kaygı sorunu çeken bir çalışma arkadaşıyla sınırları aşmadan bu konuyu konuşabilmeyi önerdi. E-posta üzerinden gerçekleştirdiğimiz bu görüşmeden bazı noktaları sizlerle paylaşıyoruz.

Bir kişinin kaygı seviyesinin baş edilemez noktaya geldiğinin sinyalleri nelerdir?

Kaygının sınırları aştığında ciddi yükselebildiğini ve üzüntü ve yoksunluk seviyelerinin çok üzerine çıkabildiğini biliyoruz. Üzüntü, yoğun stresin işlerle başa çıkmaya dair normal yaklaşımınızı devre dışı bırakması halidir. Genelde kaygılarınızı yoga yaparak, mizaha başvurarak veya sağlıkla ilgili bir bakış açısıyla yönetebilseniz dahi bu durumlarda elinizden bir şey gelmediğini düşünebilirsiniz. Yoksunluk ise kaygının hayatı yaşama biçimsize sızmasıdır. Örneğin odaklanamazsınız, planların gerisinde kalırsınız, uyuyamazsınız ya da o kadar meşgul olursunuz ki ailenize zaman ayırmazsınız.

Yöneticinizde, çalışma arkadaşlarınızda ve astlarınızda nelere dikkat etmek gerekir?

Problematik kaygı genelde içseldir ve fark etmesi zordur. Ancak bunun sinyalleri arasında yönetilemez bir korku ve irritasyon, odaklanmama ve konsantre olamama durumu ve fiziksel tükenmişlik sayılabilir. Sohbetlerinizde veya Zoom toplantılarınızda bazen karşınızdaki kişinin bir tünel sendromuna kapıldığına yani sürekli belirli bir konuya takıldığına veya diğerlerinin görüşlerini kabullenmekte zorlandığına şahit olabilirsiniz.

Bunlarla birlikte problematik kaygı gereğinden az veya gereğinden fazla kontrole neden olur. Gereğinden az kontrole eğilimli kişiler tamamen pasif bir hal sergileyebilirler. Aksiyonlarında belirsiz, yetersiz ve yardımdan yoksun görünürler. Kendinizi Bunlar ne yapıyor Allah aşkına?  derken bulabilirsiniz. Bir anda parlayabilirler ya da tamamen vazgeçebilirler. Rüzgâr nereye eserse oraya savrulurlar.

Aşırı kontrol mikro yönetim, katılık, olası tehditlere karşı aşırı düşmanlık, yenilikleri denemeyi reddetme veya adapte olamama ya da işleri yapmak için tek bir doğru yol olduğuna inanama biçimine kendini gösterebilir. Bazı kişiler, özellikle aşırı kaygı durumlarında kendilerini işe veya kontrol edebilecekleri bir konuya veriler. Finansal planlamalara dalarlar ya da mağazadaki konservelerin envanterini bir Excel sayfası olarak çıkarmaya çalışırlar.

Şunu unutmayın: Aşırı kontrol sadece etraftaki insanlarda üzüntü ve yoksunluk oluşturduğunda sorundur. Eğer herkesin aklı krizden uzaklaşacaksa o zaman işe odaklanmak iyi bir şeydir. Ancak tek odaklandıkları alan iş olursa ve sağlıkları bundan olumsuz etkileniyorsa o zaman sağlıklı bir kontrol çizgisi aşılmıştır. Bu sizin için de geçerlidir.

Şu günlerde herkesin kaygı eşiği farklı. Kaygıyla daha büyük sorunların arasındaki farkı nasıl anlayacağız?Önemli olan kişinin tehdide verdiği yanıtın orantısız olmamasıdır. Covid-19 öncesinde süper markette alışverişi yaparken eldiven ve maske giymek aşırılık olarak görülürdü. Bugünlerde ise işler çok değişti. Normalin üzerinde bir kaygı kabul edilebilir ve mantıklı görülüyor. Ancak aşırılık kuralı hâlâ geçerli. Örneğin apandisitiniz patladığında acile gitmemek veya süper markete gaz maskesi ve koruyucu kıyafet ile gitmek çok da normal karşılanacak davranışlar olmaz.

Herkese durumu anlaması ve içselleştirmesi için biraz zaman ve alan tanıyın. Eğer biri özellikle kaygılı görünüyorsa içinde bulunduğu bağlamı bilmediğinizi unutmayın. Belki de kız kardeşi New York’taki bir pandemi hastanesinde hemşire. Belki de eşi işinden oldu ve ev kredisini nasıl ödeyeceklerini düşünüyor. Belki de yüksek risk grubuna giremesin enden olan bir durum söz konusu. Yani kaygı o kadar da orantısız olmayabilir.

Kaygılı görülen bir iş arkadaşına söylenmeyecek şeyler nelerdir? Bu kişiye yardımcı olmak için neler yapılabilir?

Hızlı çözümler önermeyin. “Yoga denedin mi?” veya “Lavanta yağının strese iyi geldiğini duymuştum” gibi tavsiyelerden kaçının. Her ne kadar iyi niyetle yapılsa da bu tür tavsiyeler tuhaf kaçabilir.  Kaygılı kişi “Ne yani bunu yapsam iş halloluyor mu? Ne kadar da aptalım!” diye düşürebilir. Daha da kötüsü bir tavsiyede bulunmak eşit bir ilişkiden ziyade usta-çırak algısı oluşturabilir.

Ayrıca “sakin ol”, “korkacak bir şey yok” veya “takma kafana” gibi durumu reddedici tavsiyeler de işe yaramaz ve destek sağlamaktan uzak kalır.

Birçok kişi çok yakın olmadıkları çalışma arkadaşlarına yardım etmekten çekinir. Ancak ilişkinizin derinliği ne olursa olsun yaşanan deneyimi onaylamanız (“Şu anda kaygılı olmamız tamamen normal” ya da “emin ol bu günlerde kimsenin keyfi yerinde değil”) veya iş yerinde konuşmaya uygun biçimde kendi kaygınızı açıklamanız (“Her şeyle meşgul olmak bana da çok zor geliyor” ya da “En kötüsü bunun ne zaman ve nasıl sonuçlanacağını bilememek”) yerinde olacaktır.

Bazı kaygılar “Peki ya şu olursa…” şeklinde ifade edilir. “Eğer karantinaya takılıp işe gidemezsem…” ya da “Ya yaşlı akrabalarım hastalanırlarsa…” Bunun ötesine geçip cevap arayın: “Bu korkutucu bir düşünce. Peki ne yapabilirsin?” Kaygı belirsizlikten doğar ve bir plan ortaya koymak kısmen de olsa belirlilik içerir ve kaygıyı azaltır. İş arkadaşlarınızı bir plan üzerinde düşünmeye teşvik ederek (tavsiye der gibi değil de “Kardeşim benzer bir durumu şöyle atlattı…” gibi ifadelerle) korkularını beslemeden onlara destek olabilirsiniz.

Eğer bir çalışanınız veya iş arkadaşınız panik ataktan mustaripse ne yapmanız gerekir?

Panik ataklar insana kendisini çok kötü hissettirir. Kulağa aptalca geliyor olabilir ama bunun bir panik atak olduğunu kendinize ya da iş arkadaşınıza tekrar edin. Ölmekte olduğunuzu, kalp krizi geçirdiğinizi veya aklınızı yitirdiğinizi düşünmek kolaydır. Ancak unutmayın, panik atak eninde sonunda biter.

Sonrasında siz veya iş arkadaşınız bir ilaç kullanıyorsanız bunu almak için doğru zaman olabilir.

Eğer evdeyken panik atak geçirirseniz bir çeşmeye veya büyük bir tencereye soğuk su doldurun, içine buz atın ve yüzünüzü buraya gömün. Nefesinizi tutun ve 30 saniye dayanmaya çalışın. Bu dalma refleksi olarak bilinen bir durumu tetikler. Dalma refleksi soğuk suya düştüğünüzde, aşırı duygular da dahil birçok vücutsal fonksiyonu durduran bir hayatta kalma içgüdüsüdür. Parasempatik sinir sistemini harekete geçirir ve sizi sakinleştirir. Alternatif olarak soğuk bir duş alabilir, başınıza soğuk bir buz paketi koyabilir ve nefesinizi 30 saniyeliğine tutmayı deneyebilirsiniz.

Eğer bir iş arkadaşınıza yardımcı olmak istiyorsanız onlarla sohbet etmeyin veya durumu hararetlendirecek sözler söylemeyin. Olabildiğince sakin kalın, onlardan derin nefes almalarını isteyin ve en önemlisi yavaş yavaş nefes almalarını sağlayın. Hızlı nefes almak hiper ventilasyonu tetikler ve panik atağı daha da kötü yapar. Kişiden altıya kadar sayarak nefes almasını ve ona kadar sayarak nefes vermesini isteyin. Böyle yaparak solunumda sinüs aritmisi olarak bilinen bir durumu tetiklersiniz. Bu durumda kalbiniz nefes alırken daha hızlı nefes verirken daha yavaş atar. Eğer nefes aldığınızdan daha uzun süre nefes verirseniz zamanla kalbiniz yavaşlar ve diğer vücut fonksiyonlarınız da rahatlar.

Bir kişi devam eden kaygılar nedeniyle performansında azalma yaşarsa ne olacak? Yöneticiler ve çalışma arkadaşları ne yapmalı?

Yöneticiler birine kişisel sağlık durumunu soramazlar ve sormamalılar. Ancak belirli görevleri ve davranışları çözümlemeye çalışabilirler. Eğer çalışan teslim tarihlerini kaçırıyorsa veya proje ciddi biçimde aksıyorsa bir konuşma yapılabilir. Fiziksel bir hastalığı konuşur tonda, samimi ve açık olun. Aşırı çekingen olmak garip kaçar ve geri teper. “Bazı teslim tarihlerini konuşmak isterim. Bu krizin herkes için çok zor geçtiğini biliyorum. Olanların tamamıyla tek başına uğraşmak zorunda değilsin. Seni nasıl destekleyebileceğimizi konuşalım mı?” diyebilirsiniz. Ya da “Son günlerde işlerin çok stresli ve belirsiz olduğunu ben de hissediyorum. İşlerin geri kalması senin tarzın değil, bu nedenle seninle görüşmek istedim. Sen bu ekip için önemli ve değerli birisin, ne ihtiyacın olursa söyleyebilirsin” diyebilirsiniz.

Böylesi zamanlarda şirketinizin sunduğu ruh sağlığına dair her türlü avantajı ve desteği (profesyonel destek veya davranış programları gibi) almak iyi olacaktır. Kriz sürecinde birçok terapist tele sağlık platformları üzerinden hizmet veriyor. Her ne kadar etrafta çocuklar ve eşiniz varken özel görüşmeler yapmak kolay olmayacaksa da online terapi seansları için park eden arabanızı kullanmanız veya boş sokaklarda telefonla konuşmanız da bir çözüm olabilir.

Birçoğumuz evden çalışıyorken neler olabilir? İşe çok girmeden ve insanların özeline saygı göstererek çalışanlarınızın nabzını sanal ortamda nasıl tutabilirsiniz?

Durum göz önüne alındığında normalden daha direkt olmanızda sorun yok. Uzaktan çalışmada yüz yüzeyken aldığınız bazı sinyalleri alma şansınız olmaz.

Şeffaf olun. Herkes için zor zamanlar dolduğunu ve karşınızdakini merak ettiğinizi belirtin. Ne yaptıklarını sorun ve yardım isteyip istemediklerine bakın. “İyiyim” derlerse “harika” demeyin ve o kişinin peşini bırakmayın. Bunun yerine esnek ve açık biçimde yanıt verin: “Eğer kötü hissedersen bana haber ver” veya “Çok sevindim. Hafta başında bir kez daha konuşalım mı?” deyin. Bizi iyi bir insan kılan samimiyet, esneklik, ilgi gibi özellikler bu tür zamanlarda iyi yöneticiler olmamıza da yardımcı olacaktır.

Kaynak: HBR Türkiye

Takımlarda Çatışmayı Nasıl Önlersiniz?

Takımlarda çatışma faydalı da olabilir, takımların dağılmasına...

Çıkmaza Giren Bir Ofis Aşkı

Brad: Son toplantıdan sonra içki? Elizabeth: Bütün ekip mi?

Çeşitliliği Ciddiye Almak İşletmelerde Ne Anlama Geliyor?

Finansal getiri savını bırakalım artık... "Finansal getiriyi temel alan...
×