Karen Horney ile İçsel Çatışmalar

“Hayatın kendisi hala çok etkili bir terapist olmaya devam ediyor.”

– Karen Horney

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı black-line-png-just-pink-about-it-black-line-png-900_150.png

Karen Horney Kimdir?

Karen Horney 16 Eylül 1885’te Hamburg’ta dünyaya gelmiş ve 4 Aralık 1952’de New York’ta ölmüştür. En başta Sigmund Freud’un takipçisi olan Horney, daha sonra bazı temel konularda onunla fikir ayrılığına düşmüştür. Ardından sosyal ve çevresel faktörlerin bireyin kişiliğini şekillendirmedeki rolünü, nevrozun temel nedenlerini ve kişilik bozukluklarının sebeplerini anlatan kendi fikirlerini beyan etmiştir. Horney; yabancılaşma, kendini gerçekleştirme ve ideal benlik kavramlarını ilk defa kullanmıştır. O Sigmund Freud’un öncülüğünde birçok psikanaliz hakkında tarihsel tartışmalar yaşanan uluslararası kongrelere iştirak etmiştir. Dr. Horney 1932 senesinde Amerika’ya göç etmiş ve Chicago Psikanaliz Enstitüsünde iki yıl yönetici olarak görev almıştır. 1934 yılında New York’a giden Horney burada 1941’e kadar kurucularından birisi olduğu Psikanaliz Enstitüsünde ders vermeye başlamıştır. Karen Horney ‘İçsel Çatışmalarımız’ adlı kitabında Temel çatışmalara dayanarak dinamik psiko nevroz kavramını sunmuştur.

Çatışmalar ve Tutarsızlıklar

Horney’e göre bütün nevroz belirtileri çözülmemiş bir derin çatışmaya işaret eder. İnsandaki bu belirtiler gerçek hayatta kişiye zorluklar çıkarır ancak depresyon, kaygı, kararsızlık, aşırı bağımlılık ve aşırı tarafsızlık gibi sonuçlara yol açan asıl olarak altta yatan çatışmalardır. Bir çatışmada kişinin genellikle kör olduğu tutarsızlıklar bulunur. Örneğin:

  • Kimse ona bir şey demediği halde hakarete uğradığını düşünerek alınan insan.
  • Arkadaşlarına değer veriyor gibi gözüken ama yine de onun arkasından değersizmiş gibi bahseden insan.
  • Çocuklarıyla çok ilgilendiğini her şeyini kendi üstlendiğini söyleyen ama sürekli doğum günlerini ve özel günlerini kaçıran bir baba.
  • Başkalarına karşı affedici ve hoşgörülü, ama kendisine karşı çok acımasız davranan bir insan.

Kuramları ve Eleştirisi


Karen Horney, bugün hala öne çıkan bir nevroz teorisi geliştirdi. Önceki teorisyenlerin aksine, Horney bu nevrozları normal yaşamın büyük bir parçası olan bir tür başa çıkma mekanizması olarak gördü. Güç ihtiyacı, şefkat ihtiyacı, sosyal prestij ihtiyacı ve bağımsızlık ihtiyacı dahil olmak üzere on nevroz tespit etti.

Nevrozu, “korkuların ve bu korkulara karşı savunmaların getirdiği ruhsal rahatsızlık ve çatışan eğilimler için uzlaşmacı çözümler bulma girişimleri” olarak tanımladı. Ayrıca bu nevrozları anlamak için bir kişinin yaşadığı kültüre bakmanın gerekli olduğuna inanıyordu. Freud’un birçok nevrozun biyolojik bir temeli olduğunu öne sürdüğü yerde, Horney, bu nevrotik duyguları belirlemede kültürel tutumların rol oynadığına inanıyordu.

Horney, Sigmund Freud’un teorisinin çoğunu takip ederken, kadın psikolojisi hakkındaki görüşlerine katılmıyordu. Penis kıskançlığı kavramını hem yanlış hem de kadınları aşağılayıcı olarak ilan ederek reddetti. Horney bunun yerine erkeklerin çocuk doğuramadıkları için aşağılık duyguları yaşadıkları rahim kıskançlığı kavramını önerdi.

Psikolojiye Büyük Katkılar


Karen Horney hümanizme, öz psikolojiye, psikanalize ve kadınsı psikolojiye önemli katkılarda bulundu. Freud’un kadın teorilerini çürütmesi, kadın psikolojisine daha fazla ilgi uyandırdı.

Horney ayrıca, insanların kendi terapistleri gibi hareket edebildiklerine, her bireyin kendi zihinsel sağlıklarında sahip olduğu kişisel rolü vurgulayarak ve kendi kendine analiz ve kendi kendine yardım etmeyi teşvik edebileceğine inanıyordu.

Horney, kadınların katkılarının genellikle göz ardı edildiği ve göz ardı edildiği bir dönemde bir psikologdu. Erkeklerin hakim olduğu bir alanda bir kadın olarak karşılaştığı birçok engele rağmen, insan psikolojisi anlayışımıza önemli katkılarda bulunan önde gelen bir düşünür oldu.

“İnsanların her alanda yaratıcı çalışma dürtüsünün muazzam gücü, tam olarak canlıların yaratılmasında nispeten küçük bir rol oynadıkları hissinden kaynaklanmıyor mu, bu da onları sürekli olarak başarıda aşırı bir telafi etmeye itmiyor mu?”

“Çözülmemiş çatışmalarla yaşamak, hem doğrudan bu çatışmaların varlığından hem de türlü yollardan onları çözme çabasından dolayı insanın enerjisini tüketen bir şeydir .”

ÖZETLE

Çocuklukta edindiğimiz nevrotik eğilimleri yetişkinlikte de sürdürmeye gerek yoktur, onları geride bırakırsak potansiyelimizi gerçekleştirebiliriz.

Takımlarda Çatışmayı Nasıl Önlersiniz?

Takımlarda çatışma faydalı da olabilir, takımların dağılmasına...

Çıkmaza Giren Bir Ofis Aşkı

Brad: Son toplantıdan sonra içki? Elizabeth: Bütün ekip mi?

Çeşitliliği Ciddiye Almak İşletmelerde Ne Anlama Geliyor?

Finansal getiri savını bırakalım artık... "Finansal getiriyi temel alan...
×